Röportajlar

Aşağa gitmek

Röportajlar

Mesaj tarafından EDA Bir Salı Tem. 27, 2010 12:00 pm

Zoraki damat, zoraki oyuncu
Burak Özçivit, her ne kadar yakışıklı olsa da, benim de kendime göre bir karizmam vardır, fotoğraftan belli oluyor zaten. Atıyorum tabii, yalandan kim ölmüş ki!


'Best Model of Turkey'de birinci, dünya klasmanında ikinci olan Burak Özçivit, Kanal D'de yeni başlayan 'Zoraki Koca' adlı dizide başrol oynuyor. Futbolcu olmak isterken kendini kameraların önünde bulan Özçivit, 'Her şey babamın yüzünden oldu' diyor


İSTANBUL - Gençken yakışıklı arkadaşlara 'uyuz' olurdum. Bütün güzel kızlar onların peşinde gezer, tüm programlar onlara göre ayarlanır, hep onlardan konuşulurdu. Neyse ki morukladım artık, yok böyle sinirlenme şeylerim... Yine de insanın karşısında Türkiye'nin en cilalı (Best Model of Turkey birincisi, ayrıcana dünya ikincisi) erkeklerinden biri olunca, akla geliyor o eski hisler, mazi pozisyonu.

Kanal D'nin, Kartal Tibet'in yönettiği yeni dizisi 'Zoraki Koca'da başrol çeken Burak Özçivit, 22 yaşında, güleryüzlü, iyi niyetli, neşeli biri. Beş yıldır modellik yapıyormuş. 'Eksi 18' diye bir dizide oynamış, haberim yoktu. Şimdi de 'Zoraki Koca'nın yanında bir de 'Musallat' adlı filmde rol alıyor.

İyi hoş çocuk da, bunları kim nereden nasıl bulur? Dizinin yapımcısı '3 Nokta Film'in künyesine bakınca aydım meseleye. Dürin Ababay, Ayda Özlü Çevik ve Levent Çevik adlı bu arkadaşlar mucitlerdir bu konularda, bizzat şahit olmuştum zamanında. '3 Nokta' dedikleri de, hepsinin (benim de) yıllarca Nokta dergisinde çalışmamızdan geliyor sanırım. Severim kendilerini ama bir türlü beni keşfedemediler, o ayrı ...



'Resimlerimi babam göndermiş'


Babam istiyordu daha çok, benim aklımda yoktu. Zamanında çok istemiş olamamış, o yüzden teşviki çok oldu. 'Ben yapamadım oğlum yapsın' durumu. 'Best Model' yarışmasına resimlerimi göndermiş. Annem de hiç istemiyordu. Yüksek tahsilimi yapayım, iyi bir işim olsun diye düşünüyordu.

Peki sen ne olmak istiyordun?

O sıralar 17 yaşında, top peşinde koşan bir çocuktum. İleriye yönelik planım yoktu. Sadece futbolcu olmak istiyordum. Sonra Marmara Üniversitesi Fotoğraf Bölümü'ne girdim. Orada okurken 'Best Model' elemelerine çağırdılar. Beş yıldırokuldayım ama mankenlikten dolayı hâlâ ikinci sınıftayım

Sonra mankenlik ağır mı bastı?

Tabii, ortamı filan görünce hoşuma gitti doğrusu. Okulla birlikte götürürüm diye düşündüm ama profesyonelliğe kadar gitti.

Kızlar filan da var tabii, o ortamda...

Bilemiyorum, var tabii, işte öyle aldı yürüdü. Ben bir işe çok zor adapte olurum ama olduğum zaman o işi iyi yaparım. Şimdi de oyunculuk işine yoğunlaştım.

Kolay yani bu oyunculuk meselesi ...

Öyle demiyorum ama beyin olarak oradayım. En azından yapımcılar şimdilik memnun. Ayrıca 'Eksi 18'de de oynadım. Oyunculuk öyle başladı. Beni internette görmüşler, esmer birini arıyorlarmış. Önce istemedim, anlamam dedim. Israr ettiler, ben de tecrübe olur diye kabul ettim, dersler aldım. Sonuçta "Sende iş var" dediler.

Pardon bu esmerlik nereden geliyor? Sakın solaryum deme bana...

Babam Antepli, annem Edirne tarafından. Böyle çapraz bir durum var o açıdan.

Bu arada sinemayla ilgili miydin, 'Al Pacino gibi olsam' diyor muydun?

Hiç, kesinlikle yoktu. Ama dediğim gibi bu işe girdim ve yapacağıma inanıyorum.

Bir anda kendine göre şöhret oldun, bu seni ne kadar şaşırttı?

Olay karakterde bitiyor. Ben düzgün bir adam olduğum için beş yıldır değişmedim. Yarışmalar da, etrafımdaki kızlar da, magazin basını da beni şaşırtmadı. Annem-babam öyle yetiştirdi. Karakter neyse odur.


Nedir senin karakterin?

'Best Model'da birinci olduğum zaman bu olayın, 'Ye kürküm ye' olayı olduğunu gördüm. Seni televizyonda, gazetede görüyorlar, bir hayranlık oluyor. Ama bunun geçici olduğunu biliyorum. Bir süre iş yapmasan insanlar seni hemen unutuyor. Mesela bazı manken arkadaşlar televizyon dizisinde filan rol alınca şekilleri değişiyor, havalara giriyorlar. Ben bunlardan uzağım. Kendimi hiçbir zaman şöhrete kaptırmıyorum. Ona göre hareket ediyorum. 'En iyi' olayım diye bir derdim yok. Amacım bu işi (oyunculuğu) iyi yapmak, şöhret değil.



Sevgilim çok kıskanıyor'
Senin gibi yakışıklıların kadınlarla ilişkileri de zor olur derler. Öyle mi?

Bir kız arkadaşım var, ilişkimiz iki yıldır sürüyor. Hatta ben birinci olduğum zaman o mecburi nedenlerden dolayı İzmir'e gitti bir yıl görüşemedik. Ve ben onu bir yıl bekledim. Sonra burada bütün işlerimi ayarladım, iki yıl önce İstanbul'a geldi, burada yaşıyoruz. İnsanlar beni böyle görünce çapkındır diye düşünüyor ama alakası yok

Sevgilin kıskanmıyor mu?


Çok kıskanıyor. Ben kendimi biliyorum ama içim huzursuz. Kuşku ister istemez oluşuyor. Yapacak bir şey de yok...

Son zamanlarda bazı ünlü kocalar eşlerini bırakıp, genç kızlarla birlikte oluyor. Bir acemi ve 'zoraki koca' olarak bu konuda ne diyorsun?

Şöhret yaptırıyor bunu. Tanınmanın getirdiği bir şey. İnsanlar ne kadar karakterli olsalar da, başları dönüyor bence.

Dizideki gibi 'Aşkta kazanan kumarda kaybeder' gibi bir durumun var mı özel yaşamında?

Şöhretlere bir türlü âşık olunuyor, bu klasik bir şey. Ama ünlülerin dışında bu biraz zor, ilgi çekmek için kendini beğendirmek zorunda adam. O da, 'Bu kadınları ayarlamak için para kazanmam lazım' diyor. 'Ünlü değilsem, zenginim' havasını atıyorlar. Herkes bunun yalan olduğunu biliyor. Fakat bir kılıf uydurulmuş buna da. Eviydi, arabasıydı, parasıydı diye güç ediniyorlar.

Kaynak :Radikal 11/07/2007
avatar
EDA
Admin
Admin

Mesaj Sayısı : 560
Kayıt tarihi : 14/07/10
Yaş : 25

Kullanıcı profilini gör http://kucuksirlar.benimforum.org

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Röportajlar

Mesaj tarafından EDA Bir Salı Tem. 27, 2010 12:01 pm

Burak Özçivit Röportajı

Antu.com`un bu seferki konuğu 2005 Best of Model Türkiye 1. ve Best Model Of The World 2. Burak Özçivit oldu. Tribünleri çok özlediğini belirten Burak Özçvit Fenerbahçe aşkını çok samimi bir şekilde dile getirdi. Çok keyifli geçen bu güzel söyleşiyi 16 Nisan Çarşamba günü Saat:14:00`te Antu Radyo`dan dinleyebilirsiniz.


Antu.com: Yoğun bir temponuz var sanırım ?

Burak Özçivit: Çok yoğun. Diziyi bitirdim 3 ay oldu yaklaşık. O bittikten sonra, hiç boş günüm olmadı, arkadaşlarımla görüşürüm diye düşünüyordum ben. O da olmadı. Önemli olan iş.

Antu.com: Bu yoğun tempo bünyenizi zorluyor mu ?

Burak Özçivit: Bünyemi zorlamıyor. Genciz neticede, ileride zaten dinleneceğiz. Ben memnunum.



Antu.com: Okulunuz hangi aşamada ?

Burak Özçivit: Okulumu dondurdum. Marmara üniversitesi güzel sanatlar bölümün de okuyorum. Bakalım önümüzde ki sene devam edebilecekmiyim, zor gözüküyor çünkü yeni bir diziye başlayacağım. Bunlar benim için daha antrenman. Bu diziyi de antrenman olarak görüyorum. Asıl oturaklı ağır bir diziyi bundan sonra düşünüyorum.

Antu.com: Kanal 7 de -18 isimli polis dizisi çevirdiniz. İlk diziminiz mi idi bu ?

Burak Özçivit: Evet. Aksiyon dizisiydi o. Çok zorlanıyordum. 4 ay o diziyi çektim, bunalıma girdim. Eğer dizi piyasası böyle ise ben bu işi yapmam dedim. Ama gördüm ki öyle değil.



Antu.com: Web siteniz de koyu bir Fenerbahçe taraftarıyım ve fırsat bulunca maraton tribününe gidiyorum demişsiniz. Ne zaman fırsat bulabiliyorsunuz ?

Burak Özçivit: Bu son dönem de pek fırsat bulamıyorum. Eskiden açığa gidiyordum ama tanındıkça oraya gidemedim. Bizim ağabeylerimiz var numaralı da, ben onlara söylüyorum onlar ayarlıyor biletimi.

Fenerbahçe geçen sene şampiyon olduğun da ben film çekiyordum. O kadar acı bir şey ki, dağ da idik biz, bana dediler Fenerbahçe şampiyon oldu, yapma ya dedim sevinemiyoruz bile. Etrafa bakıyorum taş, bitki, kaya, ağaç.



Antu.com: Maçlar da hangi tribünde bulunuyorsunuz ?

Burak Özçivit: Genel de yedek kulübesinin arkasın da oluyorum.

Antu.com: Saçlarınızı ne ile besliyorsunuz ?

Burak Özçivit: Çok doğal sadece sabun ile yıkıyorum sonra jöle mi sürüyorum. Herhangi bir besleme yok. Doğalım o konu da.

Antu.com: Kendinizi Türk sinemasının yeni jönü olarak görüyor musunuz ?

Burak Özçivit: Kendim böyle bir şey söylemem. Başkaları söylerse katılabilirim ama kendi ağzımdan 30 yıl geçse de böyle bir şey duyamazsınız.



Antu.com: Kaan Aypulat ile aranız nasıl ?

Burak Özçivit: Şöyle bir şey söyleyeyim 2005 den sonra kimseyi tanımıyorum. Ne tanıştık, ne yarışmayı izledim. Ben best model den çıktıktan sonra, best model ile ilgili bir iş yapmadım.

Antu.com: İlk gittiğiniz Fenerbahçe maçını anlatabilir misiniz ?

Burak Özçivit: İlk gittiğim de 6 yaşındaydım, dayım götürmüştü. Rıdvan Dilmen vardı. Ben zaten Rıdvan’ın hastasıydım yatağımın kenarların da hep yapıştırmaları vardı.

Antu.com: Nasıl Fenerbahçeli oldunuz ?

Burak Özçivit: Nasıl olduğumu hatırlamıyorum. Babam da Fenerbahçelidir ama benim kadar koyu değildir. Gittikçe dozu artmaya başladı, açığa takılmaya başladım. Şimdi maraton ve numaralıya gidiyorum. Hasta bir Fenerbahçeliyim.

Antu.com: En son gittiğiniz maç hangisi ?

Burak Özçivit: Geçen sene ki Galatasaray maçı.

Antu.com: Fenerbahçeliliğinizi ön plan da tutmanız size bir dezavantaj sağladı mı bugüne kadar ?

Burak Özçivit: Hayır. Ben Beyaz Show’a çıktığım da Beyaz abiye Fenerbahçe formamı hediye ettim ve bas bas bağırdım ben Fenerbahçeliyim diye. Bununla ilgili bir sorun olacağını düşünmüyorum. Ben nerdeyse tüm çıktığım programlar da Fenerbahçe forması giyiyorum. Yemek programında bile Fenerbahçe forması giydim.

Antu.com: Chelsea maçı ne olur ?

Burak Özçivit: Ben turu geçeceğimize inanıyorum. Ama yenilebiliriz de, çünkü çok kuvvetliler. Fenerbahçe 2-0 yenik duruma düşse de maçı bırakmayacaktır. Oyuna inanılmaz adapte oluyorlar. Avrupa da en önemli şey bence pres.



Antu.com: Turu geçersek rakibin kim olmasını istersiniz ?

Burak Özçivit: Ben Arsenal’i isterim çünkü Liverpool çok tehlikeli. Beşiktaş’tan da çok iyi tanıyorum sekiztaş oldular. Ama olsun İnönü de yendiler.

Antu.com: Bu turu geçersek final oynayacağımızı düşünüyor musunuz ?

Burak Özçivit: Ben aylardır söylüyorum yarı finale çıkalım final kesin. Çünkü bir adım kalacak, varını yoğunu ortaya koyacaklar.

Antu.com: Zico’yu nasıl buluyorsunuz ?

Burak Özçivit: Ben şöyle düşünüyorum. Zico önceden de iyiydi ama takımı tanımıyordu, kimi nereye koyunca nasıl verim alacağını yeni öğrendi. Hep eleştiriyorlardı Zico’yu. Türkiye’de taraftarlar da sabır yok. Hemen her şey olsun istiyorlar. Yönetim Zico’nun arkasın da durdu helal olsun.

Türk halkı her konu da çok heyecanlı. Ne kadar sabrederseniz o kadar mantıklı işler yaparsınız. Fenerbahçe’yi bu yüzden takdir ediyorum, Galatasaray’ı bu yüzden takdir etmiyorum. Uefa kupasını aldılar çok güzel ama oraya bir anda gittikleri için ve alt yapı olmadığı için şimdi nerdeler ? Aziz Yıldırım yıllardır bu alt yapıyı oluşturuyor. Aziz Yıldırım ileriye dönük çok açık.



Antu.com: Aziz Yıldırım 10.yılını doldurdu. Daha ne kadar durur bilemeyiz.Aziz Başkanın yaptıklarının en az yarısını yapacak birinin gelmesi lazım. Bu gelinen konumu korumak lazım. Bu konu hakkın da düşünceniz nedir ?

Burak Özçivit: Onun kadar aydın olan biri gelmeli. Aziz Yıldırım ilk geldiğin de istemiyorlardı onu ama şimdi herkes arkasın da. Herkes ön planda takıma bakarken, Aziz Başkan alt yapıyı hazırladı. Zaten alt yapıyı hazırladığınız da Avrupa standartlarına geliyorsunuz ve ondan sonra başarı geliyor. Başkan başarı gelecek sabredin dedi işte geliyor başarı. Fenerbahçe seneye Avrupa da hemen elenmeyecek, yine diş gösterecek rakiplerine.

Antu.com: Fenerbahçe’nin bu sene transferleri ile ilgili söylentiler bir hayli fazla. Ronaldinho Eto’o isimleri geçiyor. Bu söylentiler hakkın da siz ne düşünüyorsunuz ?

Burak Özçivit: Her şey Kadıköy değil ki. Bu adam, örnek veriyorum Mardin’ Sivas’a gidince aynı topu oynamaz. Bizim öyle futbolcular almamıza gerek yok, lig de hiç bir şey elde edemeyiz. Çok teknik adam oralar da oynamaz. Ben Anelka hastasıyım, Avrupa da olduğunda takip ediyordum Fenerbahçe’ye geldi acayip sevindim. Ama Anelka oynadı mı burada, yeteneksiz mi idi ? Kadıköy de oynar ama doğu tarafına götürdüğün de aynı oyunu oynamaz. Ben onun yerine daha hırslı futbolcular almamız gerektiğini düşünüyorum.

İşine hangi adam geliyorsa onu alacaksın. Yıldız isim falan o eskiden di.

Antu.com: Carlos marka olarak geldi. Son dönemlerin de geldi ama büyük bir motivasyon oldu Fenerbahçe’ye.

Burak Özçivit: Onun tecrübesi yeter. Fenerbahçe Avrupa da neden başarılı diyoruz. Gol yiyoruz ama ardın dan hemen toparlanıyoruz. Carlos’un olması inanılmaz motive ediyor takımı.



Antu.com: Carlos’un diğer tanınmış büyük futbolcular ile yakınlığı var. Mesela Ronaldo için kardeşim diyor, Ronaldinho için kankam diyor. Bu Fenerbahçe’nin tanınması açısından iyi bir şey.

Burak Özçivit: Chelsea geliyor diyor ki Fenerbahçe’yi yenicez. Bizim takıma bakıyorlar Carlos var, Kezman var, Alex, var diyip biraz tedirgin oluyorlar. Bunlar olmadığı takdirde de olmaz kabul ediyorum, tabi ki Henry’i istiyorum forvete ama Türkiye Ligini de düşünmeliyiz. Yıldız futbolcu alalım yanına savaşan bir futbolcu da alalım.

Antu.com: Savaşanlardan biri Semih diyebilir miyiz ?

Burak Özçivit: Çok seviyorum Semih’i. Nöbetçi golcü her girdiğinde gol atar mı bir adam.

Antu.com: Sitemleri var bu aralar Semih’in. Gol attıktan sonra yedek kulübesine oturdu bir ironi yaptı.

Burak Özçivit: Haklı. Bir futbolcu formda olduğun da onu yedekte tutmak çok zor olur. Ben Kezman taraftarı değilim. Benim futbol anlayışım da forvet savaşan biri olmalı. Fenerbahçe’nin futbolcusu parçalamalı. Kezman fizik olarak Fenerbahçe’nin forveti değil. Bütün ataklarımız eziliyor. Semih topa basıyor, durdurup geri pas yapabiliyor ama Kezman yapamıyor bunu.

Antu.com: Canlı olarak izlediğiniz ya da izlemediğiniz, geçmişte unutamadığınız bir futbolcu var mı ?

Burak Özçivit: Ben Baliç’i çok seviyordum. Birde Rapaiç’i çok seviyordum. Gaziantep maçını unutamam, gol den sonra on sıra aşağıya düştüğümü hatırlıyorum. 3-3 oldu meşaleler yerde, üstüne düştük meşalelerin. Hele 4 oldu kendimizden geçtik.

Antu.com: Fenerbahçe tribünlerinde çılgınca sevinip, hiç tanımadığınız insanlarla gol olunca sarmaş dolaş olduğunuz oldu mu ?

Burak Özçivit: Her maç olur. Ben stada gitmesem de dışarıda da aynısı olur. Fenerbahçe gol atsın yeter.



Antu.com: Maçlara gittiğiniz de fotoğraf çektirmek isteyenler oluyor mu ?

Burak Özçivit: Çok oluyor. Keyifli bir şey bu. Hepsi Fenerbahçeli kardeşimiz tabi çektiricez. Sokak’ta da çok oluyor, insanlar ile iç içe olmak çok güzel bir şey. Ben çok severim tabi sevmeyenler de var. Sen zaten insanlar için yapıyorsun bu işi, onlar o ana duyguyu alıyor ve mutlu oluyor.

Antu.com: Aile ile aynı evde kalmak, bu tempo ile yoğunluk ile nasıl oluyor ?

Burak Özçivit: Eğer işe devam ediyorsam dizim varsa eve gece 2-3 gibi geldiğim için ailemi pek göremiyorum. Sabah da 6 da kalkıp gidiyorum. İşim olmadığında da öğlen 12 gibi görüşmeler için evden çıkıyorum, gece 1-2 gibi eve geliyorum. Çok özlüyorlar beni. Onlar beni ekran da görüyor. Nasılsın oğlum diyorlar ama cevap alamıyorlar.

Antu.com: Kardeşin var mı ?

Burak Özçivit: Kız kardeşim var. İlgi ona yoğunlaşıyor. Ben evde olayım istersem Kurtlar Vadisi’ni çekeyim bütün ilgi onda olmalı. Öss sınavlarına girecek.

Antu.com: Onun arkadaşları da senin hayranındır. Dershaneye kardeşini almaya gidiyor musun ?

Burak Özçivit: Gidemiyorum. Özçivit soyadın dan yakalamışlar onu, senin akraban mı diye soruyorlarmış. Abim o benim deyince bir dakika ya ne dediğin farkında mısın sen falan diyorlarmış. İnsanlar için çok farklı geliyor. Biz ekranda olduğumuz için gerçekten bir büyü o onlar için, yolda gördükleri zaman o büyü bir anda gidiyor.

Antu.com: Bilgisayar ile aranız nasıl ?

Burak Özçivit: Vaktim oldukça internete giriyorum. Kendi siteme bile fazla giremiyorum.

Antu.com: Facebook da hesabınız var mı ?

Burak Özçivit: Vardı kapattım. O kadar insanın girdiğini görünce girmenin gerek olmadığını düşünüyorum.

Antu.com: İnsanlar nasıl bir düşünce ile sahte kimlikler ile hesap açıyorlar ? Böyle insanlar için ne düşünüyorsunuz ?

Burak Özçivit: Bir kişiden zaten bir tane vardır. Ondan bir tane daha olmaya çalışmak en büyük hata bence. Sizin en büyük özelliğiniz kendiniz olmalı. Herkesin az çok neden böyle bir şey yaptığını tahmin edebiliyorum, kızları ayarlamak için böyle bir şey yaptıklarını düşünüyorum.

Antu.com: Zavallılık mı bu ?

Burak Özçivit: Zavallılık demeyelim o kadar ağır konuşmayayım. Eğer amaçları kızlar ile tanışmak ise öyle kızdan hayır gelmez onu söyleyeyim. Oraya giren kızında o kişinin ben olmadığımı bilmeli. Ben oraya girip de öyle şeyler yapmam ki.

Antu.com: Üye olduğunuz bir yer var mı ?

Burak Özçivit: Üye olduğum bir yer yok. Facebook vardı kapattım. Orada benim sahtelerim beni sildirmişti, bu kişi sahte diye. Hatta kamera açılır yazıyorlardı.

Antu.com: Antu.com a giriyor musun ?

Burak Özçivit: Antu.com a giriyorum. Özellikle maçlardan sonra giriyorum. Taraftar resimleri, marşları almak için de giriyorum.



Antu.com: Kadroda beğenerek izlediğiniz bir isim var mı ? Olmazsa olmaz dediğiniz ?

Burak Özçivit: Olmazsa olmaz Aurelio. Tam bir atom karınca. Aurelio’yu çok seviyorum Fenerbahçe den gitmemeli.
Antu.com: Alex ile ilgili ne düşünüyorsunuz ?

Burak Özçivit: Çok büyük bir yetenek, çok büyük bir zeka. Herkes diyordu durarak oynuyor diye, bırakın oynasın adam iki tane pas ile maçı çevirebiliyorsa durarak oynasın. Orda savaşan adamlar var Maldonado, Aurelio, Appiah bırakın adamı o beyin orda lazım.

Antu.com: Appiah’ın Fenerbahçe’ye geldiği bu noktada bir tebrik mesajı bile göndermediği söyleniyor bu da üzücü bir şey.

Burak Özçivit: Görüyorsunuz Hooijdonk gitti Fenerbahçe’nin maçlarını hala nasıl izliyor.

Antu.com: En son Chelsea maçına gelmişti Hooijdonk telefonu 100.Yıl marşı ile çalıyordu. Önümüzde ki hafta Kıraç ile görüşeceğiz. Kıraç’ın şarkısını nasıl buluyorsun ?


Burak Özçivit: Sevilla maçından sonra Bağdat Caddesine gittiğimizde tüm taraftar o marşı söylüyordu. Çok güzel bir şarkı.

Antu.com: Son olarak Fenerbahçelilere Antu.com üyelerine ne söylemek istersiniz ?

Burak Özçivit: Fenerbahçe’yi çok seviyorum. Beni sevenler için söylüyorum, beni takip etmeye devam etsinler, güzel işler yapacağım. Ben hasta bir Fenerbahçeliyim bunu da bilsinler. Bunu her yerde söylüyorum, söylemeye de devam edeceğim. Ama benim ki fanatiklik boyutun da değil, diğer takım taraftarları için söylüyorum. Sadece sevdiğim takımı tutuyorum. Farklı bir şey düşünmesinler. Çünkü insanlar bizi izlediği zaman farklı şeyler düşünüyor, ona göre değerlendiriyor.
avatar
EDA
Admin
Admin

Mesaj Sayısı : 560
Kayıt tarihi : 14/07/10
Yaş : 25

Kullanıcı profilini gör http://kucuksirlar.benimforum.org

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Röportajlar

Mesaj tarafından EDA Bir Salı Tem. 27, 2010 12:03 pm

“Zoraki Koca”nın Ömer’i Burak Özçivit, mankenlikten oyunculuğa geçen isimlerden. Samimiyetin işte, aşkta, hayatın her alanında tüm kapıları açacağına inanan genç oyuncu, Trendy dergisine verdiği röportajda, “İlk zamanlar oyunculuk tecbürem yok diye çok reddedildim” dedi.
2005 Best Model of the World” yarışmasında 2’nci oldunuz. Modellikle başladınız ama artık oyunculuk yapıyorsunuz. Neden?

- 5 yıldır bunun için çabalıyordum. “Best Model”a katılmadan önce mankenlik yapıyordum. 2002 yılında yine “Best Model” yarışmasına girdim. Onda “Gelecek Vaat Eden Model” seçildim. Çünkü daha 17 yaşındaydım ve bir erkek için çok erken bir yaş bu. Amaç tabii ki daha iyi yerlere gelmekti ama hedefim mankenlik değildi. Babam çok istediği için yarışmaya katıldım. Bu yarışma benim için sadece bir basamaktı. Oyunculuğa gelince… Kendimde bu kadar oyunculuğun olacağını düşünmüyordum. Çünkü oyunculuk en başta rahatlık demek. Ne kadar rahat olursan



arkası da o kadar geliyor. Biraz da çalışıyorsa, beyin ekliyorsun üstüne o kadar! Yarışmadan sonra çok çalıştım, çok çabaladım. Bir çok film şirketine gittim. Ama söylenen şey; “Tecrüben yok” oldu. Ama “Zoraki Koca”nın yapım şirketi bana çok güvendi. “Yeni bir yüz” diye şans tanıdılar.

Film şirketlerinden devamlı; “Deneyimin yok”u duymak, güveninizi kırdı mı?

- Yapamazsam korkusu çok oldu. Çünkü hiç bilmediğiniz bir meslektesiniz. Ama “Zoraki Koca”yla tüm korkuları aştım. Ayaklarımı yere şimdi daha güçlü basıyorum.

“Oyuncu oldum” diyebilir misiniz?

- Hayır. Sonuçta bu işin eğitimini almış insanlar var. Ben eğitim almadım sadece içimden geldiği gibi oynuyorum. Ama sette tiyatroculardan aldığım dersler var; “Şöyle yap, böyle yap. Yanlış oldu bir daha yap” gibi… Bunun çok faydalı olduğunu düşünüyorum. Çünkü birinci bölümle on yedinci bölüm arasında ciddi bir fark var, bunu hissediyorum.

MANKENDEN KEBAPÇI DA OLUR CUMHURBAŞKANI DA

Canlandırdığınız karakterle aranızda bir benzerlik var mı?

- Yok. Sadece o da benim kadar doğal. Ben de özel hayatımda o kadar doğalım. Mankenler daha çok kasılır. Bunu biliyorum çünkü 5 yıldır bu işin içindeyim. Oyunculukta da bunu çok kullanıyorlar. Hepsi için söylemiyorum ama yüzde 90’ı böyle. Ben nasılsam öyleyim o yüzden kurtardım biraz da. Film setine hálá podyum gözüyle bakıyorlarsa bir kere yanlış. Ben burada mankenliği unuttum. Burada sadece oyuncuyum. “Krize gir” diyorlar, giriyorsun.

Bu arada şanslısınız, “Musallat” adında bir sinema filminde de oynadınız…

- “Musallat” bir korku filmi… Yarısı Almanya’da çekildi. Bunalımlı bir adamı canlandırıyorum. “Musallat” 16 Kasım’da vizyona girecek. Türkiye’de yapılan korku filmlerini gördük, hepsi komikti. Bizimkinde kimse gülemez, garanti veriyorum! Çok sert bir film. Çirkin bir adamım orada, saç sakal birbirine girdi! Kendimi bu filmde göstereceğime inanıyorum. Herkes; “Bu çocukta neler varmış” diyecek.

“Mankenden oyuncu, şarkıcı olmaz” düşüncesine nasıl bakıyorsunuz?

- Bir genelleme yapmamak lazım. Kafası çalışan her insan her işi yapar. Biraz da yeteneği varsa olur. Oyunculuk yetenek işi ama biraz da zekáya bağlı. Fakat şarkıcılık tamamen yetenekle ilgili. Kafam çalışıyor diye şarkıcı olamam! Ama; “Mankenden şu olmaz, bu olmaz” diye bir şey yok. Mankenden kebapçı da olur kardeşim, cumhurbaşkanı da… Mankenlerin hepsi boş değil, okumuş insanlar…

Nasıl kızlardan hoşlanıyorsunuz?

- Makyaj sevmiyorum ben. Hafif makyaja eyvallah ama şimdi genç kızların yaptığı ağır makyajdan hoşlanmıyorum. Fazla makyaj, doğallığı kaldırıyor ortadan. Samimiyet kalmıyor. Benim kız arkadaşım da öyle makyaj yapmaz, olduğu gibidir. Ama genelleme yapmak gerekirse; kumrallardan hoşlanırım. Kız arkadaşım da kumral…

Gelecekle ilgili planlarınız neler?

- Şu an sadece oyunculukla ilgileniyorum. Ben yaptığım işe çok odaklanırım. Bir sürü teklif geliyor. Ama dediğim tek şey; “Şu an bu işteyim ve başka bir işle ilgilenemem.” Sabah 5’te uyanıyorum. Sete gidiyorum. Gece 3’e kadar setteyim. Geri kalan zamanda uyuyorum. Aralarda da yemek yiyorum. Kız arkadaşımla buluşamıyorum bile! Hayatım


“Ömer” olmuş durumda.

Sevgilim beni kıskanıyor

Büyük bir hayran kitleniz var. Özel hayatınızda bunun güzellikleri kadar zorluklarını da yaşıyor musunuz?

- Neredeyse kız arkadaşımla dışarıya çıkamıyorum. Vaktim olduğunda da şapka ve gözlükle dolaşıyorum. Bu arz taleple ilgili. Şu an tek hedefim; işimle ön planda olmak!

Sevgiliniz hayranlarınızdan rahatsız oluyor mu?

- Doğal olarak beni kıskanıyor. O da ben de bu kadar ilgi olacağını düşünmüyorduk. Dizi çok tuttu. Ömer karakteri sevildi. Samimiyete inanıyorum. Oynarken de yapmacık değilim. Eğer yapmacık olduğunu hissedersem, bir daha oynarım. Olduğum gibiyim; “Ay kötü çıktı, olmadı” gibi endişelerim yok.

Sevgilinizle evlilik planınız var mı?

- Hayır yok, daha çok erken. 23 yaşındayım. Askerliğim var önümde, mesleğim var. Neticede erkeğim ben!
avatar
EDA
Admin
Admin

Mesaj Sayısı : 560
Kayıt tarihi : 14/07/10
Yaş : 25

Kullanıcı profilini gör http://kucuksirlar.benimforum.org

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Röportajlar

Mesaj tarafından EDA Bir Salı Tem. 27, 2010 12:04 pm

AĞIR İŞLERIN ADAMIYIM

Zoraki koca“ adli diziyle begeni toplayan burak özcivit „baba ocagi“yla hayran sayisini fazlasiyla arttirdi. Biz de sizler icin burakla keyifli bir röportaj gerceklestirdik


zorakii koca“ senin icin iyi bir cikis noktasi oldu .. „baba ocagi“nin „zoraki koca“ kadar ilgi gördügünü düsünüyormusun?

Evet zoraki koca benim adima cok iyi bir cikisti. Baba ocagi ise adindan belli baba ocaginin daha genel bir yapisi var. scinde daha büyük bir kadroyu barindiriyor. Bu yüzden zoraii koca kadar bireysel degil. Zoraki koca kendi isim gibiydi .. ve romantik komediydi . bu dizi ona göre daha dogal ve benim adima da daha farkli. Zoraki koca daha cok genc kizlara yönelikti. Baba ocagi tam bir aile dizisi ve yelpazesi cok genisl bana sorarsaniz dizinin ilgi gördügünü düsünüyorum …


Zoraki kocada erkek olarak tek basrol sendin. Fakat bu dizide basrolü selim gülgören ile paylasiyorsun .. bu konuda ne düsünüyorsun?

Zoraki kocanin tadi baskaydi. Cünkü o dizide zoraki koca bendim.
Bu divide baba ocagi ben degilim. Beni daha cok görmek istediklerini biliyorum..
Aldigim elestiriler de isteklerde de bu yönde.
Fakat bu is bir bütün… ben de herkes gibi bu dizinin bir parcasiyim…


Güven karakteriyle burakin ortak yönleri neler?

Aslinda önceki isimde cok örtüsmüyordu. Fakat oynarken cok zevk aliyordum .. bu dizide güvende kendimden cok sey buluyorum. Evine ailesine bagli olusu ..arzularinin olusu ama yinede ailesini yanliz birakmak istemeyisi gercekten icten gelen sevgisi. Daha dogrusu adam gibi adam olmasi… ömere göre güvenin ayaklari yere daha saglam basiyor.
Benim de gercek hayatta ayaklarim yere saglam basar. Fakat onun kadar yalan söylemem ve de askimi bu kadar saklamazdim. Icimdeki neyse coktan söylerdim. Ask gibisi varmi ! güven daha ne tutuyorsun icinde söylesene !


Seni ilk önce manken olarak tanidik. Mankenlige yönelik projelerin var mi ?

6-7 sene yaptim, ama artik o görevi bitirdigimi düsünüyorum. Sadece ajansimdaki arkadaslari izlemeye giderim. Artik cikmak yerine izlemeyi tercih ediyorum. Bana göre bu daha keyifli. O isi yenilere birakalim. Istekli olan cok insan var. Fakat tekstil cok kötü durumda oldugu icin yenilerinde cok fazla sansi yok diye düsünüyorum.


Oyunculuk adina hedeflerin neler?


Bu isi mutfaginda ögreniyorum. Egitim almadan direkt basladim.,
bayagi da tecrübe edindim ve hala ediniyorum. Hedefim ise bos ve uygun zamanda bu isin egitimini olmaktir. Sadece oyunculuk degil kendi yazdigim 4 tane de senaryom var. Onlarin gercege dönüsmesi de en büyük hedefim. Hedeflerimden biri de aksiyon dizisi.


Baba ocagi haric su anda izledigin tv dizilerinde yer almak istedigin dizi ve rol hangisi ?

Dizi izlemeye cok vaktim olmuyor ama arkadaslarimin oynadigi dizilere bakmaya calisiyorum. Bir tek canim ailemi severek izliyorum. Fakat olmak istedigim bir rol yok..


Hayranlarinin asiri sevgisinden kaynaklanan yasadigin kötü bir anin var mi ?

Kötü olarak degil ama gecen gün sabah saat 8.00de deve güreslerine cekim yapmaya gittik . o sirada arada 10 bin kisinin oldugunu bilmiyorduk. Karavanda tam iki saat bekledikten sonra yönetmenimiz mustafa sevki dogan ve yapim sorumlumuz tarafindan yapilan kordondan gecip sete gidebildik. Ama nereye gitsek yanimizda bin kisi ile hareket etmek zorunda kaldik. Cekimler cok aksadi. Hatta bazi pilanlari yetistiremedik. Nereye baksam cep telefonu ile bizi ceken insanlar ve bir fotograf diyenler… gercekten cok zorlandik. O sirada yaklasik 5 bin kisi ile fotograf cektirmisimdir. Böyle bir seyin tarifi hic mümkün degil. Beynim o kadar yorulmustuki 18 saat uyudum,,, ama sevilmek cok hos sey… sag olsunlar. Deve güresi baba ocaginin gölgesinde kaldi diyebiliriz..


Yine bir sinema filmi projesi varmi??
Kismet olursa yaza mustafa sevki dogan hocamla güzel 1 ya da 2 filmimiz var ..

Musallattan sonra bazi sahnelerden etkilenip vok korktum bir daha korku filmine oynamam diye düsündünmü?


Filmi cekerkende izlerken de hic etkilenmedim. Bana gelen yorumlardan ve bu tarz
sorulardan etkilendim. Sadece sorulan sorulardan dolayi bir daha öyle bir filimde yer almayi sanirim düsünmem.
Gece kalktigimda bazen aklima geliyor .. hemen gecistiriyorum.
Cünki aklim bana lazim…



Bir komedi filminde iyi bir performans gösterebilirmisin??


Kartal tibet sayesinde zoraki kocada komedi oynadim. Baba ocagida komedi ama ben komedi oynamiyorum. Tabii ki komedi filmine iyi bir performans gösterecegimi düsünüyorum. Agir islerin adamiyim. Icim olabilir diyor.

Set dolayisiyla zamaninin cogu muglada geciyor. Istanbulun eksikligini yasiyor musun yoksa yogun is temposundan bu eksikligi hissetmiyor musun?

Evet yogunum. Buraya gelali 9 ay proje baslayali 11 ay oldu. Ilk geldigimde cok sasirmistim. Cünkü mugla hercekten cok kücük bir yer. Ko konum olarak marmaris ve bodrumun ortasinda. Muglaya en yakin olan altyaka bütün stresimizi aliyor. Her seye ragmen ailemiz sevdiklerimiz ve tabiiki arabamin eksikligini hissediyorum. Istanbulu insan özlemez mi ! yazin yine bir sey anlamadik da kisin cekimlerden arda kalan zamanin cogunu otel alaninda geciriyoruz.



Istanbul disinda bir sehirde yasamak sana keyif veriyormu ?

Tabii ki keyif veriyor ama daha önce söyledigim gibi süre cogaldikca insan cok zorlaniyor..

Ask hayatin nasil?

yorumsuz!


en son bildigim kadariyla uzun süreli bir iliskin vardi. Arada mesate olmasi yogunlugunun iliskinizi olumsuz etkiliyormu?

yorumsuz! Isimle gündemdeyim!!!
avatar
EDA
Admin
Admin

Mesaj Sayısı : 560
Kayıt tarihi : 14/07/10
Yaş : 25

Kullanıcı profilini gör http://kucuksirlar.benimforum.org

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Röportajlar

Mesaj tarafından EDA Bir Salı Tem. 27, 2010 12:11 pm

avatar
EDA
Admin
Admin

Mesaj Sayısı : 560
Kayıt tarihi : 14/07/10
Yaş : 25

Kullanıcı profilini gör http://kucuksirlar.benimforum.org

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Sayfa başına dön

- Similar topics

 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz